İDLİB SORUNU VE AKP İKTİDARININ DURUMU – Milli Çözüm Sesli Makale

111

2018 Eylül ayı ortasında Karadeniz kıyısındaki Soçi Zirvesi’nde alınan kararları, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu açıklıyordu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan ile Rusya lideri Vladimir Putin arasında Soçi’de varılan İdlib anlaşmasının ayrıntılarını şöyle sıralamıştı:

1- Soçi mutabakatına göre İdlib’in sınırları korunacak, statüsünde değişiklik olmayacak. Herkes bulunduğu yerde kalacaktı.

2- 15-20 km derinliğinde alan ağır silahlardan arındırılacak. Siviller yerinde duracak. Sadece terörist gruplar çıkartılacaktı. Ne rejime muhalif gruplar ne de Esad yanlıları güya bu arındırılmış-tampon bölgeye yaklaşmayacak ve böylece bir çatışma yaşanmayacaktı.

3- İdlib’e saldırı olmaması ve rejimin İdlib’e sokulmaması için Rusya tedbir alacaktı.

4- Türkiye’nin 12 gözlem noktası duracak, Rusya ve TSK devriye görevini aksatmayacaktı. TSK bölgeye ilave askerler yollayacaktı.

5- Silahsızlandırılmış alan radikal gruplardan arındırılacak; halk ve ılımlı muhalif oluşumlar yerinde kalacak ve ateşkes sağlanacaktı.

6- 15 Ekim itibarıyla ağır silahlar, silahtan arındırılmış bölgeden çekilip çıkarılacaktı. Sadece ılımlı muhaliflerin elindeki hafif silahlar kalacaktı.

7- Bu yılsonuna kadar ticaret için önemli olan (Suriye’deki) M4 ve M5 otoyolları trafiğe açılacaktı.

Şimdi bizi asıl ürküten ve düşündüren konu, 4. maddeye göre Türkiye’nin İdlib bölgesine göndereceği yeni birliklerle sayısı artacak olan askerlerimizin; Rusya’nın ihmali ve Esad rejiminin, ABD ve İsrail’in kışkırtması ile beklenmedik bir saldırısıyla büyük kayıplara uğramasıydı. Her ihtimali hesaba katmak ve buna göre tedbirli ve temkinli olmak aklın ve savunmanın icabıydı. Evet MSB Hulusi Akar’ın da belirttiği gibi, bu İdlib mutabakatı, hem bölge halkı için, hem de anlaşma taraftarları için önemli bir kazanımdı. Ancak bir Rus uçağının Suriye tarafından yanlışlıkla vurulması ve İsrail’in suçlanması cinsinden “Savaş Kazaları(!)” ve Haçlı-Siyonist tuzakları için herhalde hazırlıklı olunmalıydı. Ve unutmayalım ki, Suriye’nin kuzey doğusunda (Fırat’ın da doğusunda) yapılandırılan PKK-PYD tehdidini ne Rusya ne de İran ağızlarına bile almamışlardı.

Makalenin Tamamı İçin Tıklayınız