Allah Haksız ve Hayırsız Ampul Balonları Şişirip Parlatır, Ama; EN ŞA’ŞAALI DURUMDA PATLATIRDI!

96

KALEM SURESİ:

44- Artık bu (Hakk) sözü (ve Kur’an’ın hükmünü) yalan sayanı (ve kendi heva ve kuruntularına uyanı) Sen Bana bırak! Ki, Biz onları hiç bilmeyecekleri bir yönden (ve fark etmeyecekleri yöntemlerle) derece derece (adım adım helake ve dalalete) yaklaştıracağız. [Not: Yani, açık din düşmanlarına ve Müslüman dava adamı görüntülü münafıklara kulak asmayın, onların işi Bize kalmıştır. Bilmeden bir kimseyi helake sürüklemenin bir şekli de şudur: Zalim ve doğruluk düşmanı birine bu dünyada sıhhat, mal, evlat, başarı gibi bazı nimetler verilir. Böylece kendisinde hiçbir günah ve yanılgı olmadığını zannederek Hak’ka karşı gizli düşmanlığa, zulüm ve isyana battıkça batıp tükenmektedir. Bu nimetlerin kendisi için bir bağış değil, bilakis felaketine vesile olduğunu fark etmemektedir.]

45- Ben onlara şimdilik mühlet verip süre tanıyorum. Ama elbette Benim Düzenim (Mekrim, tedbirim ve cezalandırmam) sapasağlamdır. [Not: Ayette; “Keyd” kelimesi geçmektedir. Bunun anlamı gizli plan yapmak demektir. Keyd ve Mekr: Arapça bir kelime olarak “ansızın uygulamaya konuluncaya kadar hain ve zalim rakiplerin; her şeyin kendi arzuları ve planları doğrultusunda ve yolunda gittiği şeklinde aldatılıp duran bir kimse aleyhinde hazırlanmış gizli bir planı” ifade etmektedir. Keyd ve Mekr: Sinsi ve gizli projelerle, hissedilmeyecek hile ve düzenlerle; düşmanlarına ve dost görünümlü münafık istismarcılarına zarar vermeye yönelmektir.]

A’RAF SURESİ:

182- (Ancak her türlü imkân ve iktidara kavuşturulduğu halde) Ayetlerimizi yalanlayanları (Kur’ani hükümleri gereksiz ve geçersiz sayanları, imkân ve fırsatı olduğu halde dini emirleri uygulamaya çalışmayanları) ise, onları bilmeyecekleri bir yönden derece derece (yükseltip, riyakârlık ve istismarcılıkla yüreklendirip, sonunda çok acı ve alçaltıcı akıbetlerine) yaklaştıracağız.

Her iki ayeti kerimede de geçen “istidrac” kelimesi; kötü niyetli ve hıyanet ehli kişilerin ve ekiplerin; sonunda aleyhlerine olacak şekilde, bir mekr-i İlahi olarak derece derece yükseltilip yetkin ve etkin konuma getirilmelerini, ama kendilerini zirvede gördükleri ve garantide zannettikleri bir süreçte, aniden tepe taklak edilip felakete ve rezil akıbete sürüklenmelerini anlatmak içindir. Bu geçici ve helake sürükleyici başarıları, yani istidraçları ise, gafil ve safdil takipçileri birer büyük marifet ve keramet zannetmektedir.

İşte FETÖ’cü fesat takımının, Adnan Oktar şarlatanının ve en son hakkında, “şantaj, gasb, tecavüz ve tehdit” suçlamalarıyla dava açılan, mahkemece mal varlıklarına tedbir konulan ve yurt dışına çıkma yasağı alınan Haydar Baş münafığının tedrici yükselişleri ve ani çöküşleri bu ayetlerin bir tecellisi ve mucizesidir. Ülkemize ve milli diriliş hamlemize hıyanet karşılığı, dış güçlerle işbirliğine yanaşıp, şahsi ikbal ve siyasi iktidar sahiplerinin bu yükseliş serüvenleri de, haksızlık ve yanlışlıklarına devam etmeleri halinde asla bilemeyecekleri ve hiçbir tedbir geliştiremeyecekleri vesile ve yöntemlerle sona erecektir.

Bakınız; temelsiz ve üretimsiz ekonomi SOS vermeye başlamıştı!

Casus Rahip Brunson’un serbest bırakılmaması üzerine, ABD’nin iki bakanımızla ilgili yaptırım kararı nedeniyle, dolar bir anda 6,5 TL’yi aşmıştı. Bazıları iktidara olan hıncını, ülke çıkarlarının önüne alarak; sıkı kontrol müdahaleleri gevşetildiği an, doların 7 liraya ve birkaç ay sonra 10 liraya fırlayacağı uyarısında bulunmaktaydı ve maalesef aynı gemide yol aldığımız unutulmaktaydı.

Bu arada eski Milli Gazete yazarı, yeni Tayyip hayranı İlahiyatçı Ebubekir Sifil, kendi twitter hesabından: “Yaşadığımız, adı konulmamış bir istiklal savaşıdır. Bu savaşta tarafsız kalmak, sessiz kalmak düşmanla işbirliği anlamı taşır. Elinde dövizi, altını olanların bozdurup TL’ye çevirmesi farz-ı ayn’dır!” fetvasını yayınlamıştı. Evet, ülkemizin dışarıdan uğradığı ekonomik bir saldırıya karşı halkımızın bilinçli ve özverili bir dirençle tedbirli davranmasını istemek doğaldı. Ancak, 16 yıldır, Allah’ın kesinlikle haram kıldığı, Hz. Peygamber Aleyhisselam’ın ve İslam Uleması’nın onlarca ekonomik, ahlaki ve siyasi maraz ve tahribatın temel sebebi saydığı FAİZ sistemini kaldırmak ve faizsiz üretime dayalı Adil bir Düzen kurmak için ciddi, gerçekçi ve cesaretli hiçbir adım atmayan bu iktidarın, Bakara Suresi 275 ve 279. ayetlerinin kesin ve keskin hükümlerine göre “Allah ve Rasulüne karşı savaş açıp açmadıkları, kumarın ve fuhşun her çeşidini yaygınlaştırmanın dinen insanı hangi konuma sokacağı?” sorularının fetvalarını niye yazmazlardı?

Makalenin Tamamı İçin Tıklayınız